DADYA

Ekibimiz

Dadya yönetimi, Banu, Yasemin ve Birsen Öğretmen’den oluşur. Üçü bir yapbozun parçaları gibi birbirlerini tamamlıyorlar.

Banu Öğretmen sistematik olduğunu düşünür; o tartışılır ama, hiçbir şeyi asla unutmaz, herşeye yetişmeye çalışır. Aynı anda bir çocuğu giydirirken, bir veliye laf yetiştirdiğini, o sırada yeni bir kitap siparişi için kaş göz ettiğini görebilirsiniz. Bilgi oburudur, yeniliklere doymaz, ama dikkati hızla dağılabilir. Hep elinde çocuklar için, bizler için yeni projelerle, yeni sınıf tasarımlarıyla, yeni materyallerle, yeni satın alma ya da yurt içi-yurt dışı hizmet içi eğitim talepleriyle gelir.

Cafede çalışmayı, keyifli toplantıları, seyahate çıkmayı çok sever. Bunun ötesinde sürekli ya diyettedir, ya diyete başlamak üzeredir. Her daim bahçesinden bahseder, bahçesinde yetişen mandalinaları, zeytinleri, limonları okula taşır.

Yasemin Öğretmen okulun mali ve yasal işler uzmanıdır; sakindir, temkinlidir de Banu Öğretmenin sonsuz taleplerini durdurur. Şahane gözlemcidir, soğukkanlıdır, problem çözücüdür; az konuşur; ama tüm dedikleri doğru çıkar. Sakin dediysek görüntüsü öyledir; mizahı, mizah yapmayı çok sever. Film izlemek vazgeçilmezidir, ama daha vazgeçilmezi ailesi ve mesleğidir. Onu okulda sürekli velilerle görüşürken, çocuk alıştırırken, ölçek uygularken gelişim dosyası hazırlarken görebilirsiniz. Bir gelişim dosyası hazırlar, içeriğinde yok yoktur.

İşte tam o noktada Birsen Öğretmen devreye girer; Birsen Öğretmen, sunumda üstattır; her şeyi olağanüstü hale getiren bir büyücüdür; tüm sınıflar, tüm sofralar, dosyalar onun elinde başka bir şeye dönüşür. Öğretmenlikten geldiği için, çalışanları çok iyi dinler, anlar, günlük akışta yaşanabilecek sorunları bilir, bulur, çözer.

O nedenle Dadya’da şu şubenin müdürü diye birşeyden söz edilemez. Yönetim Banu’nun yenilik merakı, Yasemin’in bilgi birikimi ve gözlemi, Birsen’in alan bilgisi ve estetik algısı ile bir bütündür ve her üçünü de her an tüm okullarımızda görmek mümkündür.

Bundan sonrasında herkes kendini anlatacak.

Veli İlişkileri Koordinatörümüz Neşe Hanım

Okulumuzun tatlı idarecisi Neşe Hanım aramıza ilk katıldığında, birbirimize çok söylemesek de, acaba bu tempoya ne kadar dayanır diyorduk, bilgisayar kullanamadığını fark ettiğimizde ise, teknolojiyi bu kadar kullanan bir okulda iş vermekte zorlanacağımızı düşünmüştük. Ne kadar yanılmışız. Çok uzun yıllar çalışma hayatına ara verdiğinden, dingin, sakin bir hayattan bu kadar tempolu bir hayata geçebilir mi derken, 7 yıla bir taşınma, bir okul açma dahil yüzlerce sevimli çocuk, sayısız dostluk, değişik projeler, üretken organizasyonlar, TSE denetimleri sığdırdı Sevgili Veli İlişkileri Koordinatörümüz, Operasyon Müdürümüz Şimdilerde o yokken ne yapıyorduk acaba diyoruz her gün.. Neşe Hanım adı üstünde okulumuzun Neşe’si; onu mutfakta düzeni kontrol ederken, çocukların gezi organizasyonlarında, okulun temizlik denetimlerinde, veli toplantı organizasyonlarında, velilerle, öğretmenlerle kahve sohbetlerinde görebilirsiniz. Ama inanın o sırada bile aklı çocukların ne yediğinde, üstlerinin kalın olup olmadığında, o gün biraz keyifsiz gelen bir Dadyalı’da... Telefonunda arkadaş kayıtlarından çok veli numaraları, hatırlatmalarının tamamı çocukların serum fizyolojik ya da ventolin hatırlatmaları.. Neşe Hanım’ın çocuklar kadar sevdiği ve önemsediği bir diğer şey çiçekleri.. Okulun her yerinin botanik bahçesine benzemesi o yüzden.. Çiçekleri seven, onlarla konuşan, çoğaltan, çocuklara çiçekleri sevdiren o.. Okulda o kadar çok çiçek var ki sayesinde ve bu çocuklar için o kadar olağan ki, bırakın koparmayı tüm Dadya Oran tüm çiçekleri korumaya aldı.

Kısacası; Kızı ve çiçekleri ve artık çocuklarıyla, ailesiyle mutlu, keyifli; hiç kimse kırılmasın isteyen, estetik dokunuşlarıyla okulumuzu eve dönüştüren, enerjisiyle gençlere taş çıkaran, tatlı sohbetleriyle vazgeçilmez, günümüzün neşesi Neşe Hanım...

Atelieristamız ve Veli İlişkileri Koordinatörümüz Çiğdem Öğretmen

1970 Ankara doğumluyum. Evliyim ve benden uzun, 20 yaşında oğlum var. Yıllarca hayalim olan sanat eğitimimi Hacettepe Üniversitesi Seramik Bölümü’nde aldım ve yüksek lisansımı da kendi okulumda tamamladım. Farkettim ki eğitim kısmı daha ağır basıyor, Ankara Üniversitesi’nde yüksek lisans tezimi “Anaokullarında Seramik Eğitimi” üzerine yazdım. O yıllarda anaokullarında çalışmaya başladım. Şimdi de tek dersimi verirsem okulöncesi önlisansımı tamamlayacağım. 3 yıldır Dadya’da çalışıyorum. Çocuklarımıza kim olduğumu sorarsanız; birinin çekirdek Çiğdem’i, kiminin Çiğdem Hanımı, perşembe günleri Çiğdem Öğretmeni olabiliyorum. Çok seviyorum saf sevgilerini....

Bu mesleği aslında Anaokulu yıllarımda seçmişim... Okula ilk kez gelen velileri okulu gezdirip bilgi veriyormuşum. (tamamen kendi seçimim) Ayrıca okula yeni başlayan öğrencilere de yemekte ve diğer alanlarda eşlik edip okulumuza alıştırıyormuşum. Bir de müdür annemi çağırıp resme yeteneği çok, mutlaka değerlendirin demiş. Sanki bir küre varmış ve onlar bu yılları görmüşler. Hakikaten de Dadya’da yaptığım iş tam da bu; yeni velilere okulumuzu gezdirmek ve anlatmak, bir de çocuklarla sanat dersi... Bunun yanında çocuklarımızı ve velilerimizi keyifle karşılayıp uğurluyorum. Okulun işleyişi, oyun grupları, organizasyon işleri ve telefonlar, duyurular, okul gezilerine eşlik etmek görevlerim arasında...

Doğa dostuyum ve bazen çalışanları bu bunalttığım da doğrudur. “Kullandığın kağıt atıktır umarım”, “koca sayfayı ziyan etme, ikiye katlayabilirsin... bu kağıdı yapmak için kaç ağaç kesiliyor biliyor musun”? cümlelerini sık kullanırım. Sanırım en çok bu yönüm Eko Okul Dadya‘ya uygun. Uzun yıllar boyu anaokullarında çalıştığım için pek çok eğitime katıldım ama geçenlerde anladım ki aldığım en önemli eğitim ilkyardım eğitimi imiş.. Dadya bana mesleğimle ilgili çok şey kattı ve çok şey öğretti. Yaşadığımız sürece öğrenmeye ve üretmeye devam...

Atom Karıncamız, Elif Öğretmen

Merhaba, ben Elifcan Sıradaş. Dadya’da büyüyen çocuklardan bir tanesi de benim; kendimi bildim bileli Dadya’dayım. Önce oyun grubu liderliği, sonra uzun yıllar 4 yaş grubu liderliği yaptım.

13 yıldır Dadya’da çalışıyorum ve kendim büyümeye devam ederken; Dadya’nın hem koordinatör öğretmeni, hem Kidsnook öğretmeni olarak, hala çocuklarla oynamaya devam ediyorum. Kidsnook masal atölyesi ve oyun grubu beni tamamlayan süper ikili; çocukların dünyalarına girmek onlarla masal ve oyun sürecinde kahkahalar atmak kadar keyif verici bir şey yok. Koordinatör öğretmen olarak, mesleğe yeni başlayan arkadaşlara Reggio yaklaşımının olmazsa olmazlarını ve yaşanmış deneyimlerimi aktarırken; gün içerisinde her an her gruba girerek, süreci gözlemliyorum, notlar alıyorum, fotoğraf çekiyorum, çocukların meraklarını yakalayıp önerilerde bulunuyor, Reggio yaklaşımına uygun özgür alanlar yaratmaya, okulu doğru uyaranlarla zenginleştirmeye çalışıyorum.

Çocukken babaannemin Keloğlan masallarını dinlediğimde ve izlediğim çizgi film karakterlerini taklit etmeye başladığımda, birçok yerimi kırdıktan sonra anladım ki, hepsi hayal; ama hayaller çok güzel; sonra hayal kurmayı öğrendim. Kurduğum hayalleri etkinliklere katarak, oyun kurarak hayata geçirdim. Derken oyun oynamayı öğrendim, oyun hayatımın bir parçası oldu ve bu süreci çocuklarla tamamladım. Tamamladım darken, Çağdaş Drama Derneği’nde 5. kuru bitirdim, dramayı oyunlarıma kattım; yurt içinde onlarca eğitim aldım, Almanya’da Reggio Inspired okullarda gözlem yaptım, tüm öğrendiklerimi oyuna kattım, süreç gözlemlerimin geri dönütlerimi oyuna kattım, ama daha çok yolum, öğrenecek çok şey var. Şimdi çocuklar; dinlemeyi, hayal kurmayı ve oyun oynamayı deneyimlerken, onlara liderlik etmek beni çok heyecanlandırıyor. Gülüşlerimizi kahkahaya çeviren tek varlık çocuklarımız ile mutlu oyunlar, mutlu masallar…

Gülsüm Öğretmen

Önce yardımcı öğretmen oldu Dadya’da, sonra öğretmen, koordinatör öğretmen, şimdi Kuruluş Müdür Yardımcısı.. İlk geldiğinde ürkekti, endişeliydi yapamazsa diye; önce mahallenin dışına açıldı, sonra şehrin, sonra ülkenin... Geldiğinde liseden yeni mezun olmuştu, üniversiteyi bitirdi, Hacettepe, TED, Tübitak ortak projesi Pedogojik Dokümantasyon Projesi’nde yer aldı iki yıl, çok kıymetli hocalarla çalıştı; Sabancı’da Eğitimde İyi Örnekler’de sunum yaptı, başka sempozyumlarda da... Yurt dışında Alternatif Okullar ziyaretlerinde bulundu. Yurt içinden, yurt dışından okulumuzu ziyaret eden, merak edenlere ev sahibeliği yaptı.. Yüzlerce çocuk yetiştirdi Dadya’da 13 yıl içinde, hep en zor gruplar ona denk geldi; onlarca proje geliştirdi; 8 kez yeşil bayrakla sonlanan projelere liderlik etti, bir uluslararası projede yer aldı. Şimdi Dadya’da bir çok öğretmene rehberlik ediyor. Dadya’da büyüdü, Dadya’yı büyüttü. Hala öğrenecek çok şeyi var hepimiz gibi; hiç oldum yeter demedi; hala öğrenmek için çok isteği var; çok azımız gibi.. Onu herkesten ayıran da tam da bu! Kendine, mesleğine, çocuklarına ve Dadya’ya saygısı.. Canım Gülsüm; baktım sen kendini anlatmıyorsun, ben anlatayım istedim. Banu

Pedagogistamız Şenay Öğretmen

Çocukların Neşal'ı, Neçal'ı, Şinay'ı 1995 Samsun doğumluyum, Karabük Üniversitesi Çocuk Gelişimi mezunuyum. Yüksek lisansa devam ediyorum. Yaşam boyu devam eden gelişimimiz her zaman merak konum oldu. Okullar, stajlar, eğitimler, kongreler, projeler, yazdığım makaleler derken hayaller kurdum, merakımın peşinden koştum, çoook uzaklardan hiç tanımadığım bir eli tuttum Dadyalı oldum.

Alternatifi denemek, yaşamak ve yaşatmak için çocuk gelişimci kadrosuna katıldığım Dadya'da; eğitimini aldığım ve uzmanlık için çalıştığım erken müdahale ve drama uygulamaları, gelişim takipleri ve boool eğlence ile devam ediyoruz.

Psikoloğumuz Caner Çiftçi

Abi, amca, Can ya da Hacer diyen çocuklar da var. 1993 yılında güneşli bir Ankara gününde dünyaya geldim. Çocukluğum mahalle sokaklarında koşturarak ve oyun oynayarak geçti. Bu sebeple hala dizlerimde taşıdığım yara izlerim var ?? Sonra büyüdüm. Büyüyünce ne olacak sorusuna cevap bulamadan üniversiteye girdim. Ufuk Üniversitesi Psikoloji bölümününden mezun oldum. Yine aynı üniversitede sosyo-gelişimsel psikoloji alanında yüksek lisans yapmaya başladım. Aynı zamanda sosyoloji bölümü okuyorum. Psikolojiyi insanlara faydamın dokunacağını düşündüğüm için seçmiştim. İnsanlara faydamın dokunabilmesi için ise yolun çocuktan geçtiğini anlamam uzun sürmedi ve Dadya Çocukları ile karşılaştım.

Dadya Çocukları Oran, Ümitköy ve Bebekevi’nde psikolog olarak çalışmaktayım. Gün içerisinde çocukların oyun arkadaşı, uyku oyuncağı ya da yemek kaşığı olarak gözlem yapıyor, ölçek uyguluyor ve raporlar yazıyorum. Aynı zamanda müzik atölyesi yapıyorum. Müziği de en az mesleğim kadar seviyorum. Başka bir dünyanın mümkün olduğu günlere uyanmak dileğiyle…

Atelieristamız Nergis Öğretmen

Yıllar önce Rize’den Ankara’ya Göç eden halen Rize ağzı kullanan bir ailenin en küçük çocuğuyum. Çay tarlalarında yeşilin beşbin farklı tonu bulunduğu belirlenen yaylaların yeşilliğine bulandı bütün çocukluğum. Anlamını bilmediğim “mutlu” dediğimiz bir çocukluk yaşadım. Hayatımın her evresinde hayallerim var oldu. Kimsenin göremediğini görmek, en ufak detaylarla bile büyülenmek, sıkıldığım her ortamdan kaçıp beynimi başka yerlere götürmek en büyük tutkum oldu.

Şimdi Bir Görsel Sanatlar Öğretmeni olacaksam, öncelikle çocuklarıma hayal kurmayı öğretmeliyim. Onlar için gerçeklik, beş duyuyla algılanabilen şeylerden çok daha fazlası olmalı, kafalarının içinde pek çok farklı gerçeklikle yaşayabileceklerini öğrenmelerini istiyorum. En sevdiklerim var bir de elbette; en sevdiğim özelliğim, “çok sevmek” doğayı, aileyi, sevgiliyi, dostları, çocukları, insanları, hayvanları, dünyayı sevmek ama haddinden fazla sevmek; evet yalnızca sevmeyi biliyorum ve en çok da kendimi seviyorum! Bir de en sevdiğim mevsim sonbahar, sevdiğim bütün renkler sokaklarda doğanın kendini yenilediğine an be an şahitlik ediyorsun. Her sonbahar tazelenmek için mükemmel bir sebep bence. Doğa demişken; yeşil aşığı olan bir çocuk “Gri Şehir” olarak adlandırılan bir şehirde yaşıyor ve ressam oluyor. 21.yy’da kafamızı çevirdiğimiz her yön muhakkak betona bürünmüş ve doğayı unutturmuştur. Sanayi sanatın bir konusu haline gelmiş ve sanatın içine girmiştir. Sanayileşme ile gelişen fabrikalar ve sanayi malzemelerini işlemek dökülen duvarları resmetmek, küflenen demirlerin o muazzam rengini tuvale vurmak bana oldukça haz veren objelerdendir. Çalışmalarımda doğanın yorgunluğu, sanayinin donukluğu, terkedilen mekanlar ve bunların insanlara hissettirdiklerini eleştirel bir üslup yansıtmaktayım.

5-6 Yaş Zümresi’nden Gözde Öğretmen

Merhaba; Ben Gözde Öğretmen. Çocuk ruhlu biri olduğumu söylerler; belki de o yüzden işimi çok seviyorum. Doğayı çok severim, kendimi doğada özgür hissederim. Müzik dinlemek, sesim kötü olsa da bağıra çağıra şarkı söylemek en büyük zevkim. Patates kızartması ve çay vazgeçilmezlerim. 10 yaşıma kadar çok doğal ve özgür bir ortamda çokça da toprak yiyerek büyüdüm, yiyecekleri hep dalından koparıp yedim. Anlatılana göre; tam bir oyun çocuğuymuşum. Tabii şehire gelip, yüksek yüksek binaların arasına girince, özgür ortam dağıldı. Çocukları çok seviyorum ve onlar ile oynarken zaman nasıl geçiyor anlamıyorum. Hiçbir çocuk birbirine benzemiyor ve her yeni çocuk tanıdığımda yeni şeyler öğreniyorum. Hayaller kuran, masallara inanan biriyim. Kendi masal kahramanım bile var, adı Artemis. Çocuk kitabı okumayı çok severim, zengin bir kütüphanem var. Şimdilerde çocuk masalları da yazıyorum. En sevmediğim özelliğim kırılgan olmam. En büyük hayalim çocukların gözünden bakan bir öğretmen olmak ve görmediğim yerleri dilediğim gibi gezip görmek.

5-6 Yaş Zümresi’nden Mine Öğretmen

Herkese merhaba ben arkadaşlarımın tanımıyla ‘Minnak’, öğrencilerimin tanımıyla ‘Mineğğh Öğretmen’. Çocukluğuma dönerek başlayalım olaya; sarı saçlı kocaman göbekli ve sürekli elbise giyeceğim diye ağlayan bir kız hayal edin. Peki nasıl bir çocukluk yaşadın derseniz; topraktan pasta börek yapıp, anneannesinin özenle büyüttüğü çiçekleri süs yapmak için acımadan gizli gizli koparıp ‘anneeee nasıl olmuş’ deyine ortalığı ayağa kaldıran, mahalledeki tüm evlerin balkon parmaklıklarına kafasını sıkıştırıp en sonuncusunda sıkışan kafasını iftaiyenin çıkardığı; dedesiyle marangoz, pazar, postane, hastane gezen; arabaya kendini kilitleyip, üç saat sonunda bir dondurmaya tav olup kapıyı açan; erkek çocuklarıyla maç yapıp 3 kornerin 1 penaltı ettiği o dönemlerde yaşamış bir çocuktum.

Lisede çocuk gelişimi bölümüne gitmeyeceğim diye bir ay ağlayıp, evden kaçıyorum diye teyzesine gidecek kadar asi ruhlu, ilk staj sonrası bu çocuklara ben bakamam diye ağlayacak kadar duygusal bir kız çocuğuydum. İşte tam da o günlerde sevdim bu mesleği. Dünya’da herkesin bir amaç uğruna var olduğuna inanmaya başladım. Sonra çok da isteyerek lisansımı Ankara Üniversitesi Okul Öncesi Bölümü’nde tamamladım. İşte benim amacım da, çocuklara benim yaşadığım gibi anılar yaşatmak (tamamı olmasa da) O günden sonra mesleğimde iyi olmak için çalışmaya, araştırmaya ve üretmeye başladım... Mine Öğretmen çocuklara hangi konularda liderlik eder, derseniz; hiç öyle akademik becerilerin kaygısına düşmez, hadi tamam azıcık düşebilir. Aç kalmayacak kadar yemek yapmak, AVMlerden kaçıp doğada huzur bulmak, müziğe kendini kaptırıp garip gurip hareketlerle dans etmek, kitapların satır aralarında kaybolup hayal dünyasında kendini bulmak... Çocukların bağımsızlaştıkça kendilerini gerçekleştireceğine inandığımdan, beceri temelli çalışmalara öncelik vermek... Anlatmakla hikaye, yazmakla sayfalar bitmez. Uzun lafın kısası biz yetişkinler; her şeyi bir kenara bırakalım; ama asla çocukla çocuk olmayı elden bırakmayalım.

5-6 Yaş Zümresi’nden Özlem Öğretmen

1994 doğumluyum, Polatlı Anadolu Kız Meslek Lisesi Çocuk Gelişimi Mezunuyum. Hemen arkasından da Başkent Üniversitesi %50 burslu Okul Öncesi Öğretmenliği bölümünü bitirdim. Haziran 2018’de üniversiteden mezun olup Temmuz 2018’de Dadya Çocukları kurumunda işe başladım. Öğrenciyken de durmadım; yarı zamanlı olarak toplam 3 yıl çalıştım. İlk iş yerim olmasa da, mesleğimi gerçekleştirebildiğim, bu nedenle benim için çok özel ve anlamlı duyguların yüklü olduğu bir kurum Dadya Çocukları Sekizinci sınıftan beri tek meslek hayalim anaokulu öğretmeni olmaktı ve sonunda başardığım için çok mutluyum. Bana bu fırsatı veren, yardımcı olan herkese ve her şeye şimdiden teşekkür ederim.

5-6 Yaş Zümresi’nden Burcu Öğretmen

Çizginin ötesinde bir Sanat ve Bilim öğretmeniyim. Lisans eğitimimi, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde tamamladım, ardından Atatürk Üniversitesi Çocuk Gelişimi Önlisans, Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Bölümü’nde tezsiz yüksek lisans yaptım. Okul Öncesi Sanat Eğitimi’ne yönelik derslere, atölyelere katıldım. Tüm bilgilerimi STEM atölyelerinde topladım. Ben aslında sadece atölyelerde değil, hep bir aradayım. Sabah karşılamada, kahvaltıda, oyun zamanında, bahçede, uykuya geçişte; okulun her yerinde beni görebilirsiniz.. Atölyelerimi; onlarla sohbet ederek, onların meraklarını hayallerini birleştirerek planlarım. Sanat atölyesinde klasik müziğin büyülü dünyaların anahtarı olduğuna inanırım, atölyelerden çıkmak istemezler, çocuklar öyle dalıp gider çalışmalarına... Atölyelerde, zamanın nasıl geçtiğini ne onlar anlar, ne de ben... Genelde doğal malzemeler ile çalışmayı severim, çocukların yaratıcılığına inanır ve onları materyallerle başbaşa bırakırım. Her tür malzemeye, her şekilde sanat ürününe dönüştürme şeklini öğrenirler... Doğaya çıkmayı çok severim, doğa yürüyüşlerimden dal, yaprak, kozalak, taş, at kestanesi ne bulursam okula getiririm, bilim atölyesinde başlar hikaye; önce inceleriz, eşleştiriririz, tahmin oyunları oynarız, sonra yine sanat atölyesinde kullanırız aynı malzemeyi ve şekillendirir renklendiririz....

Reggio Emilia benim içimde baktığım, dokunduğum her şeyde, her yerde. Hayatın kendisinde. Reggio’yu ilk Dadya’da tanıdım, sonra yüksek lisans nedeniyle ayrılmıştım. Yıllar sonra yine yeniden Dadya’da olmak benim için heyecan verici... Birlikte çizginin ötesinde, tüm duyularımızın yansımasıyla minik ellerimizle yapabileceğimiz her şeye merhaba...

5-6 Yaş Zümresi’nden Damla Öğretmen

Ben Damla Uzun; Ümitköy’de 5 yaş Turuncu Grup lideriyim. Nallıhan Bilal Güngör Anadolu Öğretmen Lisesi’nden 2014 yılında, Ankara Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümü’nden 2018 yılında mezun oldum. Her rengi ve her türlü boyayı içine koyup, hayallerimi sığdırmaya çalışacağım ilk sayfam benim için Dadya Çocukları oldu. Nasıl çizimlerin çıkabileceğini hayal etmek bile beni fazlasıyla heyecanlandırıyor. Canlı ve enerjisi yüksek renklerin bol olacağına eminim.

Genel olarak enerjik, hiç bir kalıba sığamayan, harekete bayılan biriyimdir. Hareket neredeyse beni orada bulabilirsiniz ??Şarkılarım hiç eksik olmaz benim. Her türlü şeyin şarkısını o anda besteleyip, seslendirebilirim. Tabii o anda çocuklar beni şaşkın gözleriyle izler, ama sonra mutlaka eşlik ederler; sağ olsunlar. Müzik aletlerine sonsuz bir ilgim vardır. Gitar çalarım mesela. Benim için zor bir başlangıç olmuştu. Çünkü gitar öğretmenimiz solak olduğum halde, beni sağ gitar çalmaya zorlamıştı. Ama neyse ki onun da üstesinden geldim ??Drama ve orff müziğine olabildiğinden bir, iki hatta üç tık fazla meraklı, çocuk yogası alanında sertifikalıyım. Dadya’da haftada bir gün Çocuk Yogası Atölyesi’ni gerçekleştiriyorum. ??Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’nde E.T.İ.K Oyuncuları tiyatro topluluğunda 2 sene hem sahne önünde, hem sahne arkasında yer aldım. 1 sene topluluğun halkla ilişkileri olarak görev aldım. Velhasılıkelam hoplamalı, zıplamalı, koşmalı, durmalı, bol şarkılı ve bol gülüşlü günler için Dadya..

3-4 Yaş Zümresi’nden Büşra Öğretmen

Merhabalar, ben Büşra. Çorum’un İskilip ilçesinde doğdum. Babam ve dedem öğretmen olduğu için çocukluğum onların öğrencileriyle oyun oynayarak geçti. Hatta zaman zaman öğrencilerini bu kadar sevmelerini kıskandım. Öğretmen olduktan sonra bu sevginin kaynağını anlayabiliyorum tabi. Liseyi Kastamonu da bir öğretmen lisesinde okudum. Dil bölümü öğrencisi olduğum için Erasmus ve yurt dışından gelen gezginlerle ilgili projelerde yer aldım. Bu nedenle farklı kültürlere, giyim tarzlarına ve yeni tatlar denemeye ilgi duydum.

Lisans eğitimimi Ankara Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği Anabilim Dalı’nda tamamladım. Üniversite 3. sınıftayken 8 ay kadar bir yetenek kampüsünde yardımcı eğitmen olarak çalıştım. Çocuk yogası eğitmenlik eğitimi programına katılarak çocuk yogası eğitmenlik sertifikamı aldım. Fotoğraf ve sinemaya karşı hep büyük bir ilgim vardı. Üniversitedeyken Ankara fotoğraf sanatçıları derneğinde (AFSAD) 3 kur eğitimimi tamamladım ve hafta sonları asistanlık yapmaya devam ettim. Bazı kısa ve uzun metraj film projelerinde yer aldım. Çok sevdiğim hobimi mesleğimle birleştirmek istedim ve çocuklarla fotoğrafçılık atölyeleri yürüttüm. Karanlık odada çalışan çocukların gözlerindeki ışık benim için müthiş bir deneyimdi. Üniversitede Alternatif okul yaklaşımlarını incelerken yurtdışında bazı okullarda felsefe eğitimine 2 yaşında başlandığını öğrendim. Bu konu çok ilgimi çekti ve bitirme tezimde okul öncesi dönem çocuklarında düşünme eğitimi üzerine çalıştım. Hep üniversitede öğrendiklerimi rahatlıkla uygulayabileceğim alternatif bir okulda çalışmak istemiştim. Banu Hanım ve Dadya ailesi bunu bana fazlasıyla sundu. Bu ailenin bir parçası olduğum için çok mutluyum…

3-4 Yaş Zümresi’nden Atiye Öğretmen

Büyük bir heyecanla ‘Acaba alışabilecek mi?’ kaygıları ile bizlere en kıymetlilerinizi teslim ediyorsunuz, teşekkür ederiz. Biz kim miyiz ya da ben? Ben 1987 Ankara doğumluyum. Dadya Çocukları’nda 10 yılı aşkındır çalışmaktayım. Evliyim, iki çocuğum var. Enerjisi çok yüksek, güler yüzlü, oyunbaz, ani gelişen durumlarda soğukkanlı olduğum söylenir. Öğretme kaygısında olmayan, çocukların kendi ilgi alanlarında ve huzurlu çalışmasını önemseyen, onlarla öğrenen bir öğretmenim. Bu nedenle alternatif yaklaşımlara ve özellikle Reggio Emilia yaklaşımına kendimi çok yakın hissediyorum. Almanya’da alternative yaklaşımlarda gördüğüm ortamları ve fırsatları oluşturmaya çalışıyorum.

Ben doğada öğrenme ortamlarını, oyunu çok önemserim. Yaz, kış beni çocuklarla sokaklarda görebilirsiniz. Çocuk Haklarını bilir ve önemserim. Gelecek için hedefim sağlığım el verdikçe çocuklarla olmak. Mezun oldum olalı, yurt içinde, dışında sürekli hizmet içi eğitimlerle kendimi geliştirmeye çalıştım, çalışıyorum. Okul öncesi eğitim kurumu olarak çalıştığım tek yer Dadya Çocukları oldu. Çok sanslıyım ki öğrenme oburu olan bir kurucum ve okul müdürüm var. Bana; fırsat buldukça başka ne yapabilirdin? diye soru yönelttiklerinde onların önerilerini hep önemsedim ve dikkate aldım. Çocuğunuz olduktan sonra daha bir bağlanıyorsunuz mesleğinize. Çünkü anne-baba gözünden de görebiliyorsunuz çocukları. Bence bu da çok önemli ve eğitime katkı sağlıyor.

3-4 Yaş Zümresi’nden Ece Öğretmen

Gazi Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği mezunuyum. Hatırlıyorum, henüz ilkokuldayken 'Büyüyünce ne olacaksın?' sorusuna "Öğretmen." cevabını vermiştim. Bu kadar tutarlı ve kararlı biri olduğumu o zamanlar ben de bilmiyordum. Şimdi, çocuklarımla bu hayalimin gerçek olmasını yaşıyorum. Benim için öğrenci değil, çocuklarım var. Çünkü her birini tüm kalbimle seviyorum. Akademik beceriler benim için hep geri planda. Çocuklarıma vaat ettiğim en önemli şey sevgim. Kendi çocukluğumda duvarlara tırmanır, her iğne deliğine girer, yerimde duramazdım. Ailemin duaları kabul oldu sanırım, artık genel olarak sakin ve soğukkanlı bir yapım var, ancak çocuklarımla birlikte her türlü çılgınlığa da varım. Onların dünyalarını keşfetmeye bayılıyorum. Onlarla eğlenmek, onlarla öğrenmek en büyük hedefim ve hobim. Ben ise, benle yalnız kaldığımda puzzle yapmayı, konsere gitmeyi, film izlemeyi severim.

3-4 Yaş Zümresi’nden Pelin Birsen Öğretmen

Merhabalaaar ben Birsen P. Deniz, 1985 Ankara doğumluyum. Dadya ailesiyle ne mutlu ki, paralel değişiyor ve gelişiyoruz, aynı yolda birlikte yürüyoruz. Dediler ki; hadi kendimizi anlatalım, biz birbirimizi biliyoruz ama ya bilmeyenler, merak edenler? Ben ‘nasıl anlatırım’ı değil, anlatmaya başlayınca ‘nasıl susarım’ı düşündüm hemen. Evet çok severim anlatmayı, sohbeti, nedenini, niyesini sorgulamayı; belli ki çocuklardan geçmiş, iyi ki de geçmiş.

Çocuklar ya olmasalardı hayatımda? Büyüyen, merak eden, ‘ben de geldim’ diyen çocukların, gelişim yolunda uğradıkları bir istasyon olarak görürüm kendimi. Makinisti çocukların olduğu bir tren çıkar yola. Neler neler doludur vagonları bir bilseniz. Oyun istekleri, meraklı soruları, ilk kez yaşadıkları okul deneyimleri, kaygılar, sınıf değişikliği, yemek itirazları ve daha neler neler. Tren; istasyonuma geldiğinde sahne benim olur. Yemeğe itiraz mı var? Olsun, önce çocukların kalbi sevgiye doysun, güvensin, önemsendiğini hissetsin, sonra bir bakmışız brokoli çorbasının adı dinozor çorbası olmuş, çorba bitmiş. Uykuya mı itiraz var, herkesin yastığının altında bir uyku masalı var olsun. Hadi senin masalını merak ettim, ya da bugün benim anlatmamı ister misin derim; daha masal bitmeden tatlı rüyalar görülmeye başlanmıştır bile. Ah bir de bazı anlar vardır ki, aileden kopulamaz. İşte adını yıllardır benim de bilemediğim, bendeki o tılsım çıkıverir o an. Formülü yok inanın, doğaçlama geliyor çocuğu tavlama metodu. Geliyor bizim yumurcak ya sarılıyor, ya el ele tutuşuyor giriyor benimle okula. Diyorum ki; o zaman hoş geldin, sen olmasan eksik kalırdık. Sence neler yapacağız bugün?

3-4 Yaş Zümresi’nden Merve Öğretmen

Merhaba, ben Merve; 1994 Ankara doğumluyum. Çocukluğumun yaz tatillerini hep köyümüzde geçirdim. Sokakta seksek oynayan ve ip atlamaya bayılan, arı kovanına dalacak kadar gözü kara bir çocuktum. Önce Anadolu Kız Meslek Lisesi Çocuk Gelişimi bölümünde okudum. Ardından iki yıl Gazi Üniversitesi Çocuk Gelişimi okudum. Lisansımı Dikey Geçiş Sınavı ile Kırıkkale Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği’nde tamamladım. Artık mutfaktan sahalara inme vakti gelmişti ve yolum Dadya Çocukları ile kesişti; iyi ki de kesişti. İnsanlar ilklerini unutamaz ya bende unutamayacağım anlar yaşıyor ve anılar biriktiriyorum. Kat edecek çok yolumuz var. Bol eğlenceli ve muzip yıllarımız olsun.

3-4 Yaş Zümresi’nden Kübra Öğretmen

Hatırlıyorum, ilkokul zamanlarımda, bazı teneffüslerde, okuduğum okulun anaokuluna giderek onları seyrederdim. Minik çocukları eğlendiren, eğlendirirken öğreten öğretmen idolüm olmuştu. Seni en çok ne mutlu eder? sorusuna cevabım netti. Lise eğitimimde “Çocuk Gelişimi” bölümünü okuyacağım diyerek hedefimi belirlemiştim. Üniversite eğitimlerimi de Çocuk Gelişimi ve Sosyoloji bölümlerini okuyarak tamamladım.

Çocukluğumdan bu yana hep meraklı olmuşumdur. Merak edip araştırma, yeni şeyler keşfedip deneyimlemeyi severim. Aklıma koyduğum her sınav, eğitim, her deneyim imkanı beni çok mutlu eder. Bir de gezmek ve fotoğraf çekmeye bayılırım. Ne demişler ‘Öğrenmenin yaşı yoktur’. Umarım bu merakım hiç bitmez ve ben hep yeni yeni şeyler öğrenirim... Dadya ile yollarım kesişmeden önce bir kaç farklı kurumda çalıştım. Farklı yaş grupları, farklı kişilikler, ortamlar gözlemledim. Dadya’ya geldiğimde ise Dadya’nın bir felsefesi vardı gerçekten. Burada çocuklara öğrenirken liderlik etmek, öğretirken de öğrenmek çok güzel bir deneyim. Öğretmen olarak değerli olduğun; seni yaşayarak edindiğin bilgilerle, eğitimlerle hep ileriye taşıyan harika bir kurum. Tabii o kurumu yöneten harika bir insan var. Şu sıralar öğrendiğim bir şey daha var; “Annelik”. Bu da mükemmel bir deneyim. Bir çocuğun ne kadar kıymetli, önemli olduğunun öğretmen olarak değil de anne olarak farkettim ve anladım ki; “Annelik, bilgi ile değil, içsel duyuşların yol göstericiliği ile yapılır”. Umarım çocukların o güzel kalplerine dokunup birlikte güzel yollara varırız.

2-3 Yaş Zümresi’nden Suna Öğretmen

Merhaba ben Suna, evliyim, 13 yaşında bir oğlum var. Anadolu Üniversitesi Sosyal Hizmetler Bölümü mezunuyum ve Çocuk Gelişimi Eğitici Eğitmen sertifikası sahibiyim. Çok şanslıyım sevdiğim işi yapıyorum. Çocukları çok seviyorum ve onların zihinlerinde yeni sorular, yeni meraklar oluşturabilmek adına günü kurguluyorum. Çok enerjik, çok heyecanlıyım; beni çocuklarla koşarken, kayarken, ıslanırken, bisiklete binerken görebilirsiniz. Çocukların mutluluğu ve mutsuzluğu beni etkiler ne yazık ki. Bazen etkilenirim, modum düşer, ancak yine onların yeni bir adımı, ilk kez kullandıkları bir kelime, beni mutlu eder.

Onlar da hoş anılar bırakabilmek; Dadya’da güvendiğim bir Suna Öğretmen vardı diyebilmeleri yeterli benim için. Ben çocuklarımı sevgiyle kabul ettim. Onların da beni kabul etmeleri dileğiyle...

2-3 Yaş Zümresi’nden Selin Öğretmen

1995 Polatlı doğumluyum. Ankara Polatlı Kız Meslek Lisesi Çocuk Gelişimi mezunuyum. Lisans eğitimimi Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği bölümünde tamamladım. 2018 Haziran ayında mezun olup Dadya’da işe başladım, 2. öğretim olarak okuduğum üniversite hayatımda sabahları kalkmak çok zorken, şimdi çocuklarıma bir an evvel kavuşmak için erkenden keyifle uyanıyorum. Film ve tiyatro vazgeçilmezlerim arasında. Lise hayatımda çok severek yaptığım izciliği Dadya’da sürekli doğaya çıkarak devam ettiriyorum. Çocuklarla birlikte deneyerek, yaparak, yaşayarak keyifli vakit geçirmek en büyük hayalim ve ben Dadya’da hayalimi yaşıyorum.

0-3 Yaş Zümresi’nde Hülya Öğretmen

Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü’nü ikinci sınıfta okulu bırakmak zorunda kaldım. O tarihte 4 ve 8 yaşında olan iki kızımı da yanıma alarak İstanbul Tuzla’da bir ana okulunun kapısını çaldım. Böyle başladım çalışan annelerin kucaklarından, benim kucağıma verilen akıl küplerine severek bakmaya, sarılmaya… 2006 yılında Ankara’ya geldiğimizde o zamanki adı İlkadım olan, evimize yakın, bahçesi bakımlı, sevimli bir okulun kapısını çaldım. İki gün sonra, benimle çalışmak istediklerini söyleyen bir telefon aldım ve.. Herkes güler yüzlü, bir o kadar da mutlu ve hareketli.. Sanki hayat burada akıyor. Yıllar olmuş Dadya Ailesi ile tanışalı, bir parçası olalı. Bunun nedeni COŞKULU, SEVGİ DOLU bir yuva olması ve ÇALIŞMAYA, ÖĞRENMEYE merakım. Çocuklarımla başladığım bu yuva, sanırım yakında torunlarımla da devam edecek...

0-3 Yaş Zümresi’nden Hafize Öğretmen

Tam 10 yıldır Dadya’ya gelen tüm bebekler Hafi’nin elinden, sevgisinden geçiyor; tüm bebişlerimizin ek gıdaya geçiş süreci, beslenmeleri, güvenlik içinde gelişimlerini sürdürüp, öğretmenlerimize teslimi hep Hafi ile oluyor. Biz yok artık; 4.5 aylık bebek alamayız dediğimizde, Hülya ve O, bakarız, hem de nasıl bakarız diyerek bize güç veren ekipten.. Çocuklar yemek yemediğinde, biz istemesek de, geleneksek yönteme geçip, mama sandalyesinde uçak kovalayan, minicik bebeklerin eline kalem kağıt veren, tutamadıklarında tescil edilesi destekler üreten, bebekleri soyup her gün masaj yapan, hareket ettiren gizli kahraman, bebek öğretmenimiz.. Bebekler yemek yemediğinde, ateşi çıktığında oturup ağlayan, üst gruplara geçen çocuklarına yemek salonunda rastlarsa arada derede yemek yediren, terlerini kontrol eden; duygusal öğretmenimiz... Grubundaki çocuklar ilk adım attığında okulu ayağa kaldırır Hafi, diğer gruplar proje yaptığında hiç olmazsa bizimkiler de izlesinler diye sürece dahil olur, bebeklerin kirlenmesine hiç takılmadan kendi yemelerini destekler, her gün mutlaka bahçeye çıkarır. Tüm bunların yanında okulumuzun yedek aşçısıdır kendisi; aşçımız izinli olduğunda hemen mutfağa geçer, özellikle poğaçaları, börekleri efsanedir. Daha nice yıllara Hafi..

0-3 Yaş Zümresi’nden Şöhret Öğretmen

1996 yılında Mersin’in Şirin ilçesi Tarsus'ta bir Akdeniz kızı olarak doğdum. Minik diller, Şüyle, Şöleet dese de, babaannemden yadigâr Şöhret ismini taşımaktayım. Liseyi Adile Onbaşı Kız Teknik ve Meslek Lisesi’nde Çocuk Gelişimi Bölümünde okudum. Şu an Eskişehir Anadolu Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü’nde öğrenimimi devam ettirmekteyim. Tiyatroya gitmeyi, kitap okumayı severim, gezmeye bayılırım. Karadeniz tutkumdan bahsetmiyorum bile :) Bir çocuk kadar saf duygularla dolu, bir anne kadar şefkatli, yeri geldiğinde bir o kadar koruyucu, ihtiyacı sevgi olan ve Akdeniz iklimi kadar sıcakkanlı bir kişiliğe sahip bir yengecim. Yengeç burcunun tüm özelliklerini taşımaktayım. Hassas ve alıngan biriyimdir her ne kadar sevmesem de. Gelelim neden bu meslek? Eminim ki herkesin hayatında iz bırakan bir öğretmeni olmuştur. Benim de hayatımda iz bırakan anaokul öğretmenim olmuştu. Ne mi yaptı? Sevdi; çok ve karşılıksız sevdi. Hatırlıyorum, ilkokul 3. sınıfta derse girmemiş, aynı binadaki Şirin Anaokuluna gitmiş, kahraman öğretmenime yardım etmeyi denemiştim. Ben de sanırım o günlerde karar verdim bu mesleği seçmeye… Çocukların hayatlarına dokunup, iz bırakmak istedim. Tamam dedim! işte benim mesleğim! Uzun lafın kısası; iyi ki bu meslek ve iyi ki Dadya :) Sevgilerimle

Okulumuzun Gizli Kahramanları’ndan Deniz Abla

Okulumuzun gizli kahramanları var; onlarsız eksik kalırdık. Her an her yerde onlar.. Deniz Hanım onlardan biri.. Birkaç yıldır aramızda olsa da, sanki kurulduğumuz günden beri bizimle. Kimi zaman, güle söylene 'Artık adımı değiştireceğim, Deniz demeyin' dese de, Banu Öğretmen'in şakalarına ve daha çok çikolatalarına dayanamayıp, Deniz, haline geri döner. Sınıfları toparlamak, çocukların özbakım ihtiyaçlarına yardım etmenin yanında, okulun en hızlı kule yapanı, günlük yaşam sınıfında kahve masası hazırlayanı ve hafıza kartı eşleştirenidir. Her gün kim bilir kaç kez onları ilk haline getirir. Çocuklar ve sınıf liderleri tüm oyuncakları toplasa da, onun tekrar bir düzeltmesi, estetik dokunuşu gereklidir sınıflara. Her an onu çiçeklerle konuşurken, puzzle yaparken, sınıfları düzenlerken görebilirsiniz. Merdivenlerden inerken bile, elinde havlu bez, trabzan silen, halı silmek için boş sınıf kovalayan da odur, gezilere eşlik edip, çocukların sürekli terlerini kontrol eden de.. Öte yandan şahane çocuk bakar, hikaye okur. Kahveleri meşhurdur, sohbetleri de.. O çocukları, çocuklar onu çok sever.

Okulumuzun Gizli Kahramanlarından Aşçımız Filiz Abla

Annelerin mutfaktaki tek rakibi.. Evde annelerin tüm uğraşlarına rağmen yedirilemeyen tüm sebzeleri yedirtebilen, yaptığı enfes kurabiyeleri ile ünü ülke sınırlarını aşan eşsiz kahraman. Tayin gören elçilik mensuplarının e-posta ile tarif istediği, mezunlarımızla yakın ilişki içinde olma nedenimiz Filiz Hanım. Veli toplantılarında tüm velilerin tam kadro toplanmasının nedeni o; biliyoruz, açıkça söylüyorlar. Velilerden sürekli tarif istekleri olunca biz de sihirli tarifi verelim istedik; tarifi veriyoruz, not alın; Dadya Çocukları’nın kahkahaları, bolca sevgi, gülen gözlerin pırıltısı, işini çok severek yapan ellerin marifeti... Filiz Hanım’ın eline, emeğine sağlık..

Okulumuzun Gizli Kahramanlarından Ayşegül Hanım

1978 İstanbul doğumlu, iki çocuk annesi, güleryüzlü, çözüm odaklı Ayşegül Abla’yı boş sınıf takip ederken, seramik masalarında kil ile oynarken, eksik parçası var mı darken, koca yapbozu tamamlarken görebilirsiniz. Temizlik ve düzen ondan sorulur. Çocukların, daha hijyenik daha düzenli bir ortamda oynamaları için uğraşır. Şimdilerde kursa gidiyor, yakında sınıflarda görürseniz şaşmayın.

Okulumuzun Gizli Kahramanlarından Aşçı Yardımcımız Ayşe Hanım

Ben Ayşe Tapur, 1970 Mersin Silifke doğumluyum. Dadya’da kahvaltı ve hamur işleri yapıyorum; sakin ve sabırlı biriyim, çocukları çok seviyorum. Onlara olan sevgimi Dadya Çocukları mutfağında yaptığım yiyeceklerle bütünleştirip, keyifle çocuklarımıza servis ediyorum. Evliyim ve ben de bir çocuk annesiyim. Sevdiğim bir işi, sevdiğim bir ortamda mutlulukla yapıyorum.

Şoförümüz, Marangozumuz, Satın Almacımız ve Tamircimiz Ferhat Abi

30 Kasım 1978 Ankara Çubuk doğumluyum, Evliyim. Liseye ve orta okula giden boyumu geçen 2 oğlum var. Beni görenler yaşımı göstermediğimi söyler; çünkü yaşamayı severim, insanları severim. Her şeye olumlu yönden bakarım, keşkem, ‘tüh şu da olsa’ diyeceğim şeyim yok. Olmaz da, çünkü her anın, saatin keyfini çıkarmaya çalışırım. Banu Hanım’ı 20 seneye yakındır yakından tanırım, 2 yıl önce de bu aileye katıldım. İyi ki de katılmışım; çünkü çocukla çocuk olmayı çok seviyorum, belki de hiç büyümedim, ondan. Onlarla dışarıda top koşturmak, onlara yeni oyun alanları yapmak, yaptığım tırmanma tahtasında oynadıklarını görmek beni mutlu ediyor. Bazen de koşup oynarlarken, onları şimdi hangi bilgisayar oyunu bu kadar mutlu edebilirdi ki diyorum.

Çocuklarla birlikte tamir işleri ile uğraşıp, oyuncaklarını tamir ettiğim için, tamirci Ferhat abiyim. Şimdilerde adım yokcu Ferhat abi. Neden mi? Onlar bir şey istediğinde her durumda yaparım, en kötü başka materyaller bulur, uydurur yine yaparım; ‘yok diye bahane yok’ dediğim için adımı yokcu Ferhat abi koydular. Kısacası çocuklar mutlu, ben mutlu..